Nasr sûresinin ilk âyeti izâ cae nasrullahi ve'l-feth.. Nahiv kuralları açısından ma'tufda muzafu'n-ileyh hazf edilir ve ondan bedel kelimenin başına belirlilik takısı olan lâm-ı tarif gelir. Dolayısıyla burada ve'l-feth ve fethullahi demektir.
Buradaki nükteye gelince; Allah'ın bizi yaratması, hizmet yoluna sevk etmesi, halkın kalbini bize tevcih etmesi.. hepsi Allah'ın yardımı ve inayetiyledir. Çok insan bunların böyle olduğunu müşahede eder ve her fırsatta tevhîdi düşüncenin gereği olarak da anar, anlatır. Feth'e gelince; orada sebepler bir ölçüde orta yere çıkar ve Müsebbibü'l-Esbab unutulabilir. Bunun lazımı olarak da ben yaptım, ben ettim' diyenler olur. Aslında bu bir yanlışlığın ifadesidir. Fetih öncesi, onun mukaddimatı sayılan yardımlar nasıl Allah'a âit ise, fetih de O'na âittir. Ama, yukarıda ifade ettiğimiz gibi, insan fetih sarhoşluğu ile kendinden geçip zaferi kendinden bilebilir.
İşte tam bu aşamada böylesi düşüncelerin insanı sarıp-sarmalayıp bir çarpıklığa atması ihtimaline binaen Kur'ân böyle bir noktada tesbihi ve istiğfarı emreder. Öyleyse böyle anlarda insan, normal zamanlardan daha fazla 'Subhanallahi ve bihamdihi, subhanallahilazim' demelidir. Aslında bu, hangi seviyede ve nerede olursa olsun davayı temsil eden her ferd ve cemaat için geçerlidir. Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) için de, sahabe için de, bizler için de. Bu açıdan da, İslâmiyet'e fevc fevc dehaletlerin olduğu, hizmetin alabildiğine inkişâf ettiği zamanlarda tesbih ve istiğfar daha farklı bir önem arz eder ve etmelidir de. Evet artık o safhada insanın hayatı sürekli tesbih ve istiğfar olmalıdır. O insan güç ve kuvvetini tesbih ve istiğfardan almalı ve her zaman kendi güç ve kudretini nefyedip 'Subhanallah' diyerek Allah'a dayanmalı ve 'Estağfirullah' diyerek de günahlarına istiğfar etmelidir. Keşke bu düşünce hepimizin içine kök salmış olsaydı!
Ayrıca fetih esnasında veya sonrasında gücü, kuvveti elinde bulunduranlar çeşitli haksızlıklar yapabilirler. Hem de bunu hak namına yaparlar. Şöyle ki mantık ve muhakeme ile aşılabilecek, değişik alternatifler ile çözülebilecek nice meseleler vardır ki, fethin köpük köpük gürültüleri içinde ve gücün, kuvvetin önünde çözümsüzlüğe itilebilir.. hatta kangren haline getirilebilir. Buna kuvvetin dehayı alt etmesi nazarıyla da bakılabilir. Onun için fetihlerden veya fethin mukaddimatı sayılan Allah'ın yardımlarından sonra istiğfar emri, kuvvetin ceberut ve azgınlığını kırma ve tadil etmek için çok önemlidir. Kaldı ki bazı olumsuz şeyler kuvvetin tabiatında var. Hatta siz, kılı kırk yararcasına İslâmî ölçülere riayet ederek hareket etseniz dahi, kuvvetin öne çıktığı veya çıkarıldığı yerde her zaman hak duygusu zedelenmiş olabilir. Tabii ki böyle bir durumda istiğfarın yeri kat'iyen tartışılmaz.
Bu Sayfayı Sitenizde İktibas Edin