Büyüklük
image image
Ruhumuzun Heykelini Dikerken

Fethullah Gülen Hocaefendi'nin Yeni Ümit dergisi için yazdığı başyazılardan meydana gelen Ruhumuzun Heykelini Dikerken serisinin 1. kitabında yer alan başlık sayısı toplam 21.

Kendi Dünyamıza Doğru

Fethullah Gülen Hocaefendi'nin Yeni Ümit dergisi için yazdığı başyazılardan meydana gelen Ruhumuzun Heykelini Dikerken serisinin 2. kitabında yer alan başlık sayısı toplam 18.


Fethullah Gülen: Ruhumuzun Heykelini Dikerken: Milletimizin Ana Dâvâsı

Milletimizin Ana Dâvâsı

Bütün dünyanın bahara kaydığı şu günlerde hemen herkes, tarih perspektifi açısından bir kısım tersliklere rağmen, geleceğin aydınlık olacağı gerçeğinde ittifak ediyor. Ancak cihan çapındaki bu 'oluşumu' azim, irade ve yüksek bir performansla zorlayanların durumu da, üzerinde durulmaya değer bir konu.

Okuyun

Fethullah Gülen: Ruhumuzun Heykelini Dikerken: Yeryüzü Mirasçıları

Yeryüzü Mirasçıları

Dünya döne döne asıl yörüngesine doğru kayıyor.. ama; acaba, yeryüzünün hakikî mirasçıları, bir zamanlar başkalarına kaptırdıkları miraslarını geriye almaya ve istirdat etmeye hazırlar mı? İlk hak başka, temsil ile gelen hak başkadır. Eğer hak, kendi değerleri ölçüsünde temsil edilmiyorsa, başta bir millet ve bir kadroya ...

Okuyun

Fethullah Gülen: Ruhumuzun Heykelini Dikerken: Aklın İki Yüzü ve Makuliyet

Aklın İki Yüzü ve Makuliyet

Akıl; maddeden mücerret, ama maddeye bitişik bir cevher, metafiziğin fizik içindeki ışıktan uzantısı, ruhun en önemli fakültelerinden biri, hakla bâtılı birbirinden ayırma adına insan mahiyetinin en keskin nuru, eskilerin ifadesiyle "ben" sözcüğüyle işaret edilen "nefs-i nâtıka", tasavvufçuların yaklaşımıyla da ...

Okuyun

İslâm

Kendi Dünyamıza Doğru'da İslâm'a ait 4 başlık:
Fethullah Gülen: Kendi Dünyamıza Doğru: İslâm Düşüncesinin Ana Karakteristiğiİslâm Düşüncesinin Ana Karakteristiği

OBugün insanoğluna rahat nefes alabilme imkânını sağlayacak bir tek atmosfer varsa, hiç şüphesiz o da İslâm atmosferidir. Son bir-iki asırdan beri topyekün insanlığa dayatılan pek çok sistem, onun ızdıraplarını artırmadan başka bir şeye yaramadı.
Okuyun

Fethullah Gülen: Kendi Dünyamıza Doğru: İslâm Ruhuİslâm Ruhu

Ümit edilen zevklerin elde edilmesi, ümit gibi aşkın da ölümüdür. Ümit ve aşk, arayıcı ruhların kanatlarıdır ve arama esnasında hep onlarla beraber bulunurlar.
Okuyun

Fethullah Gülen: Fasıldan Fasıla-3: İslâm'a İcmâlî Bir Bakış (1)İslâm'a İcmâlî Bir Bakış (1)

İnsanın kendini ve kendi varlığını sezişinin unvanı olan vicdan; dileyen, sezen, kavrayan ve sürekli sonsuza açık bulunan bir ruh mekanizmasıdır.
Okuyun

Fethullah Gülen: Kendi Dünyamıza Doğru: İslâm'a İcmâlî Bir Bakış (2)İslâm'a İcmâlî Bir Bakış (2)

Namus; iffet, vefâ ve sadâkatten hâsıl olan öyle mübarek bir hamurdur ki, harç olarak kullanıldığı binanın sarsılıp yıkılması hiç görülmemiş veya çok ender vâki olmuştur.
Okuyun

Bir Cennet Nimeti

Kur'ân-ı Kerîm gıll u gışş diye tabir ettiğimiz kin ve nefret gibi menfî duyguların cennet insanlarının içlerinden giderileceğini haber verir. (Cennette) onların altlarından ırmaklar akarken, kalplerinde kinden ne varsa hepsini çıkarıp atarız.' (A'raf/43)

'Biz o cennetliklerin kalplerindeki kinleri söküp atarız. Hepsi kardeşler olarak sevinç içinde ve karşılıklı koltuklara otururlar' (Hicr/47) âyetleri bu meseleyi gayet sarih ve net olarak ifade etmektedir. Bu âyetlerden anlaşıldığı üzere, cennette, kötü duygu ve düşüncelere merkezlik yapan ne kadar hassa varsa, hepsi insandan sökülüp atılacaktır. Dolayısıyla da insanlar, cennette, başkalarına karşı kin ve nefret duymayacaklardır. Zaten aksi olsaydı orası cennet olmazdı. Zira bir insanın öfkeleneceği zaman halim-selim olması, nefret duyacağı zaman içinin sevgiyle dolması, hırs duygusunun gerildiği ve insanın bütün benliğine hakim olduğu bir zamanda onun müstağni kalması imkân sınırlarını zorlayacak kadar çetindir. Nitekim dünya hayatında yaşadığımız bütün menfî durumlar buna açık birer örnektir. Demek ki bu, bizim irâdemizi, tasavvurlarımızı, gayretimizi ve gücümüzü aşan bir mazhariyettir ki, doğrudan doğruya Cenâb-ı Hakk'ın bir lütfu ve bir cennet nimeti olarak anlatılmaktadır. Bir yönüyle de bu hal, insanın melekleşmesi, beşerî garizalardan kurtulup ruhanileşmesi manâsına gelir. Böyle bir hâli kazanmak ise kolay olmasa gerek.

Esasen meseleye şöyle bir nükteyle yaklaşmak da mümkündür. Kur'ân-ı Kerîm: 'Ve onların kalplerini birbiriyle uzlaştırdı. Sen yeryüzünde bulunan her şeyi verseydin, yine onların kalplerini te'lif edemezdin Allah'tır ki onların arasını buldu ve uzlaştırdı. Çünkü O, daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.' (Enfal/63) buyurur. Halbuki, yukarıdaki âyette de geçtiği üzere, mü'minler cennette, karşılıklı koltuklarda beraberce ve bir arada oturacaklar. Her iki ayeti bir arada manâlandıracak olursak, belki cennette de insanlar, kin ve nefreti potansiyel olarak içlerinde taşıyacaklar ama, Cenab-ı Hakk'ın lütfuyla, bu kin ve nefretin açığa çıkmasına meydan verilmeyecektir ki, bu da cennete âit bir nimettir.

Kanaatimce, konuya bir yaklaşım şekli de şu olmalıdır: Dünya ahiretin bir tarlasıdır. Buradaki müspet ibadetler ahirette, keyfiyetlerini bilemeyeceğimiz şekilde müspet neticeler doğuracağı gibi buradaki negatif görünümlü ibadetler de yine orada müspet neticeler doğuracaktır. Meselâ, nasıl namaz, oruç, zekat ve hac gibi ibadetlerin bir cennet nimeti olarak karşımıza çıkacağı söz konusudur öyle de çekilen sıkıntıların, ızdırapların, hastalıkların da birer cennet nimeti olarak bize bahşedileceği her zaman düşünülebilir. Nitekim, Allah Rasûlü'nün açlık sebebiyle oturarak namaz kıldığını öğrenen ve bu yüzden gözyaşı döken Ebu Hureyre'ye, Efendimiz 'Ağlama ya Eba Hureyre, bu dünyada açlık çekenler ahirette açlık elemi duymazlar' mukabelesinde bulunmuş ve yerinde açlığın da ibadet sevabı kazandıracağına dikkatleri çekmiştir. Bir insanın şehevî arzularına karşı koyup iffetli olmaya çalışması, meşru zevk ve lezzetlerle iktifa edip harama girmemesi ve bedenî isteklerini ma'kul ölçüler içinde devamlı frenlemesi, cismanî buud ve derinlikleriyle, o insanın karşısına cennette hep birer nimet olarak çıkacaktır. Tohum burada atılır. Başaklar orada devşirilir. her şey buğdaylar gibi burada değirmene dökülür, orada ambarlarda muhafaza edilen un halinde karşımıza çıkar. Her uhrevî varlık burada yaratılır, orada onlara hayat üflenir. Güzelliğe esas teşkil edecek malzemeler burada ambalajlanır, orada ise bu ambalajlar teker teker açılır ve muhteşem, müdebdeb, göz kamaştıran bir hayatın parçaları haline gelir.

Aynen öyle de, insanlar burada kin, nefret, haset gibi kalbî hastalıklarına karşı savaş verir belki bazen yenik düşer, bazen galebe çalarlar, ama, yılmadan, usanmadan, hep bu kavgalarına devam ederler ise, ahirette de, böylesine kötü duyguların kalplerinden silinmesi şekliyle mükafat görürler. Ancak onlar da bilirler ki, bu duyguların kalplerinden silinmiş olması onlara Cenab-ı Hakk'ın engin rahmetinin bir tezahürüdür. Yoksa dünyada yakından tanıdıkları ve karşılarında bazan aciz kaldıkları bu duyguların kendilerine bakan güç ve iradeyle ortadan kaldırılmış olması imkânsızdır.

Evet, kudret yurdu olan ahirette, her nimet insana 'Allah' dedirttiği gibi, bu nimet de yine insanlara Allah'ı hatırlatacak ve 'Allah' dedirtecektir. O Allah ki, kendisini bize 'Rahman ve Rahim' olarak tanıtmaktadır. Bir hadisin de işâret ettiği gibi, dünyada O'nun rahmetinin ancak yüzde biri tecelli etmektedir. Geriye kalan kısım ise, bütünüyle ahirette tecelli edecektir. İşte böyle bir tecelli ile cennet ehlinin kalplerinden kin ve nefret duyguları silinecek ve onlar, her şeyleriyle insan olarak kalmakla birlikte âdetâ melekleşeceklerdir.

Burada son bir mülahazayı da arz etmeden geçemeyeceğim. Nice insanlar vardır ki, maddî açıdan mutluluk adına her türlü imkâna sahiptirler. Fakat içlerinde kendilerini rahatsız eden herhangi bir sebeple, hakiki huzur ve mutluluktan her zaman mahrumdurlar.

Aynen onun gibi, insanlar, altlarından ırmaklar akan, her türlü konfor ve rahatın mevcut olduğu bir cennette dahi olsalar, eğer içlerinde kendilerini rahatsız edecek bir duygu, bir endişe var ise, orası onlara hususî bir cehennem olacaktır. Yani insan cennette olabilir, etrafında huri-gılman bulunabilir fakat kalbi sürekli huzura açık ve huzursuzluğa götürücü sebeplere kapalı değilse, o insan yine rahatsızlık duyabilir. Halbuki insanın rahatsızlık duyduğu yer cennet değildir. Öyleyse insanın bulunduğu mekânın cennet olması ne ölçüde önemli ise, o insanın iç dünyasının cennete göre ayarlanmış olması da o derece önemlidir ve hamd edilmesi gereken en büyük nimet de işte budur!

Bu Sayfayı Sitenizde İktibas Edin

Sitenizde bu yazıya link vermek için aşağıdaki metni kopyalayıp, sitenizde yazı gövdesine yapıştırın.



Önizleme:




Bu sayfayı ekle
Digg! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Facebook! StumbleUpon! Twitter!



Bu kategorideki eskiler:

Bu Seride Efendimiz

1 Bu sebepledir ki, insan, varlık ve Yaratıcı hakkında bilgilendirme vazifesi, söz söyleme salâhiyeti, özel donanımlı ve Kudreti Sonsuz'la hususî münasebetleri bulunan bu zatlara bırakılmalı ve varlığın perde önü, perde arkası mânâ ve mahiyetiyle alâkalı açıklamaları da sadece onlar yapmalıdırlar.

2 İşte, bütün bu mülâhazalara binaendir ki biz, her biri kendi çağında emin, tecrübeli ve yürüdüğü yolları bütün değişik hususiyetleriyle bilen Enbiyâ-yı İzam Efendilerimize (alâ nebiyyinâ ve aleyhimüssalâtü vetteslîmât) uyulmadan, emniyetle yol alınamayacağı ve oldukça karmaşık görünen bu hayatın falsosuz yaşanamayacağı kanaatindeyiz.

3 İnsanlık tarihinde iman ve aksiyonu başkaları ile mukayese edilmeyecek ölçüde atbaşı götürebilmiş birisi varsa o da Hazreti Muhammed (aleyhi ekmelüttehâyâ)'dır. O, her zaman aşkın bir inançla Allah'a bağlanmış, bütün benliğiyle O'nun elçisi olduğuna inanmış, O'na tam teslim olmuş; her zaman ciddî bir sorumluluk duygusuyla hareket etmiş; ne inancında, ne davasında, ne yürüdüğü yolun doğruluğunda ne de Allah'ın muvaffak kılacağında hiç mi hiç tereddüt yaşamamıştır.

4 "Gayb" ve "Gaybü'l-gayb"ın son habercisi O, eşya ve hâdiselerin yanıltmayan yorumcusu O, insan ve Yaratıcı münasebetini hem de herhangi bir iltibasa meydan vermeyecek şekilde ortaya koyan O ve böyle bir münasebetin gereklerini açık-seçik belirleyen de O'dur.

Döl Yatağındaki Dünya

Fethullah Gülen: Ruhumuzun Heykelini Dikerken: Döl Yatağındaki Dünya

Öyle ümit ediyoruz ki -tabiî Allah'la vefa münasebetimizi bozmazsak- çok yakın bir gelecekte, Nasr suresinin muhtevası bütün ihtişamıyla bir kere daha yaşanacak.. ve Amerika'dan Avustralya'ya, Balkanlar'dan Çin Seddi'ne ve Avrupa'dan Afrika'nın derinliklerine kadar her yerde, İslâm şemsiyesi altında îman, ümit, emniyet, dolayısıyla da huzur ve itminân son bir kere daha dalgalanacak.. ve beş milyar ...

Okuyun

Gönül Sultanlığına Doğru

Fethullah Gülen: Kendi Dünyamıza Doğru: Gönül Sultanlığına Doğru

İşte böyle bir donanımla yarınlara açılan nesiller, dünyanın dört bir yanına göçler tertip ederek, derin bir aşk, engin bir şevk içinde ve tabiî herhangi bir karşılık ve çıkar düşüncesine kapılmadan, şöhret ve ikbal mülâhazalarına da bütün bütün kapanıp, topyekün insanlığı insanî kemalâta yükseltmek için, en ağır şartlara katlanacak, en ağır işlerde koşacak, sonra da arkalarına bakmadan çekip gideceklerdir.

Okuyun

Düşünce ve Aksiyon

1 Yeryüzü mirasçıları olarak mücadele çizgimizi aksiyon ve düşünce sözcükleriyle hulâsa etmemiz mümkündür. Zaten, hakikî var olmanın yolu da aksiyon ve düşünceden geçer. [Fethullah Gülen]

2 Düşünce ve aksiyon insanı; hareket eden, plânlayan, dünyaya yeniden nizam verme hafakanlarıyla oturup kalkan, asırlardan beri yıka geldiğimiz ruh ve mânâ heykellerimizi yeniden ikame etme hareketini temsil eden, târihî değerlerimizi bir kere daha yorumlayan ... [Fethullah Gülen]

3 Şimdi biz, içlerimizde bulantı, gönüllerimizde sızı bu karanlık dönemi ve o günün serkârlarını kendi mesâvileriyle baş başa bırakarak, geleceğimizi inşâ edecek düşünce işçilerinden bahsetmek istiyoruz. [Fethullah Gülen]

4 Var olmanın en önemli derinliği hareket ve hamledir. Hareketsizlik bir çözülme ve ölümün bir başka adıdır. Hareketin sorumlulukla irtibatlandırılması ise onun en birinci insanî buudunu teşkil eder. Sorumlulukla disipline edilmemiş bir hamle ve hareketin tamam olduğu söylenemez. [Fethullah Gülen]

İstatistik

Üyeler : 1
Yazı : 7029
Web Bağlantıları : 6
Yazı Tıklama Görünümü : 60569
Şu anda 49 ziyaretçi var

İdeal Nesiller

İdeal nesilden beklenen

Fethullah Gülen: Ruhumuzun Heykelini Dikerken: İdeal Nesiller

Evet onlar, oturur-kalkar, bugünle beraber yarınların hesaplarıyla meşgul olur.. ve halihazırdaki bütün imkân ve dinamikleri geleceğe ulaşma adına birer köprü ...

Okuyun

Ümit Nesilleri

Geleceğin kurucuları

Fethullah Gülen: Ruhumuzun Heykelini Dikerken: Ümit Nesilleri

Ümit nesilleri, şimdiler itibarıyla, ilim, îman, ahlâk, sanat anlayışının eri; bizden sonra geleceklerin de ruh mimarlarıdır. Bunlar, gönüllerinin ötelerle beslenen ...

Okuyun

Ruh Mimarları

Ruhumuzun heykeli

Fethullah Gülen: Ruhumuzun Heykelini Dikerken: Ruh Mimarları Rabbanîler

Bizim, içten ve dıştan gelecek ihsanlara, düşünce sistemlerine değil; bizim, top yekûn milletimizde mesuliyet ve ızdırap şuuru uyarabilecek ruh ve düşünce ...

Okuyun

Yaşatma İdeali

Başkaları için yaşamak

Fethullah Gülen: Kendi Dünyamıza Doğru: Yaşatma İdeali

Oysaki, milletçe bizim düşüncemiz bir imar, bir inşa düşüncesi olmalıdır; olmalı ve birkaç asırdan beri içinde bocalayıp durduğumuz düşünce fakirliğinden

Okuyun